Özdilek
Turan Kayıkçı
Turan Kayıkçı

Başka türlü bir yer

aşam dünyamızda hüzünler, sevinçler, acılar, trajedilerin eksik olmadığı gün yok. Yaşamın bir parçası olmuş bu duygular.

20 Ekim 2024 Saat: 21:47

Öyle acılar var ki içimizi burkan, sevinçler var ki içimizi güle dolduran. Hüzünler var ki gözyaşımızı su diye yudumlayan, öyle trajediler var ki yıllar yılı unutulmayıp her yanımıza sinip bizi eleme boğan. Filistin’de Irak’ta, Suriye’de yıllardan   beri kitleler halinde ölümler sürüp giderken dünya alem bu durumu seyrediyor. Sanki ölenler insan değil birer taş. Yaşanan insanlığın yüz karası. Bir ülkenin ekini(kültürü), sanatı, ekonomisi yok olurken diğer yandan insanlarının yaşamı, geleceğe yönelik umutları bir toz bulutu gibi uzayın derinliklerine akıp giderken. Bu duruma insanlık nasıl seyirci kalır, yaşananlar bir başka gün bizlerin başına gelmeyeceğinin garantisi var mı? Bu oyunu Ortadoğu halklarına oynaya küreselleşme tacirleri bir ülkeyi nasıl böleceğinin açık resmini çekiyor adeta. Benim karşımda kimse duramaz tiyatrosunu oynuyor. “Savaş ülkenin bağımsızlığı tehlikeye düşmedikçe, ülke işgal edilmedikçe bir cinayettir” diyor Mustafa Kemal.

       Uzun zamandan beri hep düş kurarım, başka türlü bir yer ararım aklımın uysallığında. Filistin’de ölen, annesiz ve babasız kalan çocuklar hep düşistanımın vazgeçilmez konukları oldular. Onlar dünyadaki çocuklarla aynı bahçenin gülleri, aynı denizin mehtapları oldular hep. Çocukların ana rahimlerinden çıkarken ağlamaklı değil  güleç oldukları, süt emerken ara verdiklerinde şarkı söyledikleri. Bütün evlerin ön bahçelerinin, balkonlarının, teraslarının çiçeklerle gazellendikleri mislendikleri. Kırlangıç kuşlarının istedikleri yerlere yuva yapmalarına izin verildiği…Kedilerle köpeklerin bile kavgalı olmadıkları… Yalnızlıkların, bırakılmaların, olmadığı bir yer.

     Hüzün çiçeklerinin açmasına bağış vermeyen bir coğrafya. Kalleşliklerin, hainliklerin olmadığı, gün boyu hep sevecen güneş, masmavi bir deniz. Geceleri yuvarlak bir ay, onun alında sevdalılar, sevdalanmalar. Gözlerinin içlerinde sevginin en doruğu delikanlılar. Boyunlarında hanım ellerinden yapılmış mis kokulu gerdanlıklar takınmış yaman güzel genç kızlar.

     Ekmeğin, ekmek gibi koktuğu, çoluk çocuk aile boyu iki kap yemek için kuyruklara girmedikleri. Sokaklarda şarkılar ve şiirler söyledikleri, dertlerden gamlardan kasvetlerden ırak yaşadıkları, yalanı dolanı olmayan bir yer “öyle bir yer olmalı”

    Yokluğa yoksulluğa rastlanmayan bir yer. Artık papatyalarla gelinciklerin sarmaş dolaş oldukları kırlarda pek yok. Ölüm bile kendi bildiğince değil, başkalarının elleriyle geliyor. İnsan, insanın Azrail’i oldu. Günümüzde yaşam türlü, çeşitli mayın tarlalarıyla dolu. Boğaz boğaza bir insan oğlu…Ama muhakkak bir yer olmalı. Düşistanda bile olsa, öyle bir yer. Korkusuz, çekincesiz asude bir bahar ülkesi ve orada açan sarmaşık gülleri arasında dostça, kardeşçe huzur içinde bir yer olmalı.       Gitmesek  de öyle bir yer olmalı…Çocukların savaşlarda yetim kalmadıkları, aç, susuz ve uykusuz olmadıkları, şekerde yiyebildikleri bir yer. Mutlaka öyle bir yer olmalı!

       Oraya gidilmeli…Doğruyu, olup olacak şeyi Yunanlı ozan Kavafis söylüyor. İşin gerçeği onun dizelerinde

 

                                                           DEDİN

 

                                 “Başka ülkeye, bir başka denize gideceğim

                                   Bundan daha iyi bir kent bulunur elbet

                                   Yazgıdır yakama yapışır nereye kalkışsam

                                   Ve yüreğim gömülü bir ceset sanki

                                   Aklım daha nice kalacak bu çocuk ülkede

                                   Nereye çevirsem gözlerimi

                                   Nereye baksam

                                   Hayatımın kara yıkıntıları çıkıyor karşıma

                                   Yıllarıma kıydığım, boşa harcadığım

                                   Yeni ülkeler bulamayacaksın

                                    Başka denizler bulamayacaksın

                                    Bu kent peşini bırakmayacak

                                    Aynı sokaklarda dolaşacaksın

                                    Aynı mahallede yaşayacaksın

                                    Aynı evlerde kır düşecek saçlarına

                                    Bu kenttir gidip gideceğin yer.

                                    Bir başkasını umma”

 

 

 

Kocaeli Haberci Tavsiye Formu

Bu Yazıyı Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik KoduLütfen Resimdeki kodu yazınız

Yazarın Diğer Yazıları

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü.8 Mart 2025 Saat: 13:25
8  Mart 1857 yılında New York'ta binlerce dokuma işçisi kadınların insani mesai
süreleri, eşit işe eşit ücret, sendikal hakları talebiyle başlattıkları mücadele.
Sanat ve Sanatçı Duruşu15 Ocak 2025 Saat: 23:37
Sanat, tarihsel, toplumsal ve sosyal bir olgudur. Sanatı belirleyen genel yaşam biçimleri ve onu biçimlendiren toplumun üretim tarzıdır.
Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş8 Aralık 2024 Saat: 21:41
Günümüzde Anadolu insanının gelenek ve göreneklerini yaşatan halk ozanlarımızdan birisidir Neşet ERTAŞ.
Aydın İnsan Olmak Ne Demek?30 Kasım 2024 Saat: 23:21
“Okumuş adam”, “kültürlü adam”, kafa emekçisi(doktor, avukat, öğretmen, yönetici, vb) ile “aydın” arasında kalın bir duvar vardır.
Bilinç ve Sorgulama14 Kasım 2024 Saat: 21:41
İnsanlar ikili bir dünyayı iç içe yaşaralar. Biri içe dönük, öbürü dışa dönük
ikiyüzlü bir dünya.
Tüm Yazıları
DepolamaTaşıma iletme sistemiMerdiven Tırmanma CihazıEngelli merdiven tırmanıcıUluslararası evden eve nakliyatAdaklıklazer epilasyonAnkara evden eve nakliyat