Suzak Ayaklanması: Bir Halkın Varoluş Mücadelesi

10 Şubat 2025 Saat: 01:03
Gökalp Şentürk

Suzak Ayaklanması: Bir Halkın Varoluş Mücadelesi

Kazakistan tarihine baktığımızda, Sovyetler Birliği döneminde yaşanan trajik olayların, halkın kimlik ve bağımsızlık mücadelesinde derin izler bıraktığını görürüz. Bunlardan biri de 7 Şubat 1930'da gerçekleşen Suzak Ayaklanmasıdır.

Bu ayaklanma sadece bir isyan değil, aynı zamanda Sovyet zorbalığına karşı Kazak halkının en güçlü seslerinden biri olarak tarihe geçmiştir. Çoğu zaman göz ardı edilen veya Sovyet rejimi tarafından bilinçli bir şekilde unutturulan bu olay, bugün Kazakistan'ın bağımsızlık mücadelesinin önemli bir parçası olarak ele alınmalıdır. 

 Suzak Ayaklanmasının Arka Planı: Kolektifleştirme ve Açlık

1920'lerin sonlarından itibaren Stalin yönetimindeki Sovyetler Birliği, tarım politikalarında köklü değişikliklere gitmeye başladı. 

- Kolektifleştirme Politikası: Bu süreçte, küçük çiftçilerden (kulak) toprakları zorla alındı ve büyük tarım kolektifleri (kolhoz) ve devlet çiftlikleri (sovhoz) kuruldu. 

- Hayvancılığa Darbe: Geleneksel olarak göçebe hayvancılıkla geçinen Kazak halkı için bu politika büyük bir yıkıma yol açtı. Kazakistan'da milyonlarca hayvan öldü veya Sovyet hükümeti tarafından zorla kamulaştırıldı. 

- Açlık Felaketi: 1931-1933 yılları arasında yaşanan kıtlık, Kazak nüfusunun %40'ına yakınının hayatını kaybetmesine neden oldu. Bu süreç, Kazakistan tarihinde Asharshylyk (Büyük Açlık) olarak bilinir. 

Bu sert politikalar, halkın öfkesini ve direniş gücünü artırdı. Suzak Ayaklanması, bu baskıya karşı bir başkaldırı olarak ortaya çıktı.

 Sultanbek Şolakoviç: Geleneksel Liderlik ve Hanlık Talebi 

Suzak Ayaklanmasının en dikkat çekici yanlarından biri, Sultanbek Şolakoviç’in lider olarak seçilmesi ve han ilan edilmesidir.

- Hanlık Sistemi ve Tarihi Bağlantılar: Kazak hanlık sistemi, 19. yüzyılın başlarında Ruslar tarafından yıkılmış, ancak halk arasında güçlü bir gelenek olarak yaşamaya devam etmişti. 

- Sultanbek Şolakoviç Kimdir? İsyanın lideri olarak seçilen Sultanbek Şolakoviç, Sovyet karşıtı direnişçilerin etrafında toplandığı bir figürdü. Geleneksel Kazak yönetim anlayışına dönüşü savunan bu lider, halk tarafından "han" ilan edildi. 

- Hanlığın Siyasi ve Kültürel Anlamı: Kazakistan'ın Rusya'dan ayrılarak bağımsız bir devlet olma arzusunu yansıtan bu karar, Sovyet rejimi için büyük bir tehdit oluşturuyordu. Bu yüzden isyan çok hızlı ve sert bir şekilde bastırıldı.

 Sloganlar ve İdeolojik Mücadele

Suzak Ayaklanması, yalnızca fiziksel bir direniş değil, aynı zamanda Kazakistan’ın geleceği hakkında farklı yönetim anlayışlarının çatıştığı bir platformdu. 

İsyancılar, üç temel slogan etrafında birleşti: 

 Kahrolsun Sovyet Hükümeti! 

   - Bu ifade, Sovyetlerin zorla uyguladığı kolektifleştirme, açlık ve baskı politikalarına karşı bir başkaldırıyı temsil ediyordu. 

 Yaşasın Hanlık!

   - Geleneksel Kazak yönetim biçiminin yeniden tesis edilmesi gerektiğini ve Rus-Sovyet kontrolünden çıkma arzusunu yansıtıyordu. 

 Yaşasın Kazak Hükümeti!

   - Burada, bağımsız bir Kazak devletinin kurulması isteği açıkça ortaya çıkıyordu. 

Bu sloganlar, Suzak Ayaklanmasını sadece bir köylü ayaklanması olmaktan çıkararak, siyasi bir manifesto haline getirmiştir. 

 Ayaklanmanın Bastırılması ve Sovyet Cezalandırma Politikası

İsyanın genişlemesinden endişelenen Sovyet yönetimi, Kızıl Ordu’yu bölgeye gönderdi. 

- Baskıcı Önlemler: Sovyet güçleri, ağır silahlar kullanarak isyanı bastırdı. 

- Katliam: Çatışmalar sonucunda **400’den fazla Kazak öldürüldü. 

- Sürgün ve Hapis: Direnişçilere destek veren binlerce kişi tutuklandı, bazıları Sibirya’ya sürüldü, bazıları da çalışma kamplarına gönderildi. 

- Tarihin Silinmesi: Sovyet yönetimi, bu isyanı resmi anlatılardan çıkardı ve halkın belleğinden silmeye çalıştı. Suzak Ayaklanması hakkında konuşmak yasaklandı. 

Bu olaydan sonra, Sovyet yönetimi Kazakistan’daki kontrolünü artırdı ve baskı politikalarını daha da sertleştirdi. 

 Suzak Ayaklanmasının Günümüzdeki Önemi 

Suzak Ayaklanması, uzun yıllar boyunca Sovyet rejimi tarafından unutturulmaya çalışıldı. Ancak Kazakistan’ın bağımsızlığını kazanmasıyla birlikte, bu tür direniş hareketleri yeniden değerlendirilmeye başlandı. 

- Bağımsızlık Mücadelesinin Bir Halkası: Bugün Kazakistan, bağımsız bir devlet olarak bu tür hareketleri kendi kimliğinin bir parçası olarak sahiplenmektedir. 

- Tarihsel Hafızanın Canlandırılması: Kazakistan’da Sovyet rejimine karşı verilen mücadeleler artık daha çok gündeme getiriliyor ve geçmişle yüzleşiliyor. 

- Ulusal Kimlik ve Egemenlik Algısı: Suzak Ayaklanması, Kazakistan’ın özgürlük ve bağımsızlık yolunda ödediği bedellerin bir hatırlatıcısıdır. 

Sonuç: Suzak Ayaklanmasını Unutmamak

Suzak Ayaklanması, sadece bir isyan değil, Kazak halkının var olma ve kendi geleceğini tayin etme mücadelesinin bir parçasıdır. 

Sovyet baskılarıyla yok edilmeye çalışılan bu direniş, bugün Kazakistan'ın bağımsızlık tarihinin önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirilmelidir. Bağımsızlık, yalnızca bir siyasi kazanım değil, aynı zamanda tarihine, kültürüne ve kimliğine sahip çıkmaktır.

Suzak’ta can veren 400’den fazla Kazak, sadece bir savaşın değil, özgürlüğe giden yolda verilen büyük bir mücadelenin şehitleridir. Bu yüzden Suzak Ayaklanması’nı hatırlamak, Kazakistan’ın geçmişini anlamak ve geleceğine yön vermek için bir gerekliliktir.

Strateji Uzmanı

Gazeteci Yazar

Gökalp Şentürk

YORUMLAR

Lütfen Resimdeki kodu yazınız
DepolamaTaşıma iletme sistemiMerdiven Tırmanma CihazıEngelli merdiven tırmanıcıUluslararası evden eve nakliyatAdaklıklazer epilasyonAnkara evden eve nakliyat