Türkiye’de Asıl Mesele: Bürokrasi ve Komisyonculuk Düzeni
Türkiye’de birçok sorun konuşulur, tartışılır; ekonomi, siyaset, dış güçler ve hatta toplumun bilinç düzeyi üzerine uzun analizler yapılır. Ancak çoğu zaman, bu sorunların kökünü oluşturan bir mesele göz ardı edilir: bürokrasideki komisyonculuk düzeni. Devlet mekanizmasının omurgasını oluşturan bürokrasinin, halk için adalet ve hizmet üretmesi gerekirken; bazı bürokratların yaptığı işten çıkar sağlamayı alışkanlık haline getirmesi, devletin en büyük yapısal sorunlarından biridir. Bu düzen, yalnızca devleti değil, toplumun tüm dokularını da çürütüyor.
Bürokratik Komisyonculuk: Sistem Nasıl İşliyor?
Komisyonculuk, bürokrasinin belli kademelerinde görev yapan kişilerin, yaptığı işten ya da verdiği hizmetten kişisel kazanç sağlamaya çalışması anlamına gelir. İhalelerden ruhsatlara, izin belgelerinden kamu alımlarına kadar birçok süreçte bu düzenin izlerini görmek mümkündür. Peki, bu sistem nasıl işliyor?
İhalelerde Rant Düzeneği:
Kamu ihaleleri, komisyonculuğun en çok döndüğü alanlardan biridir. Bürokratlar, projeleri belirli şirketlere ya da kişilere yönlendirmek için açık ya da gizli komisyon alır.
İhaleler genellikle şeffaflıktan uzaktır ve “tanıdık” firmalara verilmek üzere şekillendirilir. İhaleyi kazanan taraf, kazancının bir kısmını bürokratlara “teşekkür” olarak verir.
Belge ve Onay Süreçleri:
Vatandaş ya da şirketler, devlet kurumlarından bir izin, ruhsat ya da onay almak istediklerinde genellikle "işlerini hızlandırmak" için bazı "ek ödemeler" yapmak zorunda kalır. Bu ödemeler, yasadışı olmasına rağmen, fiilen sistemin bir parçası haline gelmiştir.
Bürokratlar, işlemleri yavaşlatma tehdidiyle vatandaşları dolaylı olarak bu ödemelere zorlayabilir.
Kamu Alımları ve Tedarik Süreçleri:
Devletin ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetlerin tedarik edilmesi sırasında, bu ürünlerin fiyatları şişirilir ve aradaki fark bazı bürokratların cebine gider.
Düşük kaliteli ürünler ya da hizmetler, daha ucuz alternatifleri olmasına rağmen, komisyon alındığı için tercih edilir.
Proje ve Fon Yönetimi:
Devlet tarafından başlatılan projelerde, bütçe doğru şekilde kullanılmaz. Projenin asıl maliyetinden çok daha fazla para harcanmış gibi gösterilir ve aradaki fark, bazı kişilerin hesabına aktarılır.
Komisyonculuğun Etkileri
Bu yozlaşmış sistemin etkileri yalnızca ekonomik kayıplarla sınırlı kalmaz. Bürokrasideki komisyonculuk düzeni, devlete ve topluma derin zararlar verir:
Ekonomik Kayıp:
Kamu kaynakları verimsiz şekilde harcanır ve toplumun kalkınmasına hizmet edecek projeler yerine, bireysel çıkarlar öncelik kazanır.
İhalelerde şişirilen maliyetler nedeniyle devlet bütçesi, halkın gerçek ihtiyaçlarına yönelik yatırımlara yetmez hale gelir.
Hizmet Kalitesinin Düşmesi:
Rant için yapılan projeler ve işlemler, genellikle kalitesizdir. Bu durum, hem kamu hizmetlerini aksatır hem de vatandaşların yaşam kalitesini düşürür.
Şehir altyapısından sağlık hizmetlerine kadar her alanda bu yozlaşmanın sonuçlarını görmek mümkündür.
Halka Olan Güvenin Kaybolması:
Vatandaşlar, devletin bir hizmet için kendilerinden dolaylı ya da doğrudan çıkar sağlamaya çalıştığını gördüklerinde, devlete olan güvenlerini kaybeder.
Bu güvensizlik, toplumun genel huzurunu ve düzenini bozar.
Adaletsizlik ve Eşitsizlik:
Bürokraside komisyonculuk, işi olmayanların ya da “ödeme” yapamayanların haklarının gasp edilmesine yol açar. Böylece toplumda eşitsizlik daha da derinleşir.
Neden Bu Sistem Sürekli Hale Geliyor?
Türkiye’de bürokrasideki komisyonculuk düzeninin sürekli hale gelmesinin birkaç temel nedeni vardır:
Denetim Eksikliği:
Kamu kurumları ve bürokrasi, genellikle yeterince denetlenmez. Denetim mekanizmaları, ya etkisizdir ya da siyasi baskılarla işlevsiz hale getirilmiştir.
Cezasızlık:
Yolsuzluk ve komisyonculuk yapan bürokratların çoğu, ciddi bir ceza almaz. Hatta bazen bu kişiler ödüllendirilir veya terfi ettirilir. Bu da kötü örnek oluşturarak sistemin devamını sağlar.
Kültürel Sorunlar:
Komisyonculuk ve çıkar sağlama, birçok kişi tarafından “normal” bir uygulama olarak görülür. Bürokratlar, sistemin parçası olduklarını iddia ederek kendilerini haklı çıkarmaya çalışır.
Siyasi Koruma:
Bürokratlar, genellikle siyasi güç odaklarının himayesi altında hareket eder. Bu koruma kalkanı, hesap verme zorunluluğunu ortadan kaldırır.
Nasıl Çözülür?
Türkiye’de bürokrasideki komisyonculuk düzenini ortadan kaldırmak, radikal reformlar ve güçlü bir irade gerektirir. Bu sorunu çözmek için şu adımlar atılabilir:
Şeffaflık Sağlanmalı:
Kamu ihaleleri, proje harcamaları ve bürokratik işlemler tamamen şeffaf bir şekilde yürütülmelidir. Her adım, halka açık olmalı ve denetlenebilmelidir.
Bağımsız Denetim Mekanizmaları:
Kamu kurumları, bağımsız denetim kurumları tarafından düzenli olarak incelenmelidir. Bu denetimler siyasi baskılardan uzak olmalı ve raporları halka açık şekilde paylaşılmalıdır.
Cezaların Caydırıcı Hale Getirilmesi:
Yolsuzluk yapan ya da komisyon alan bürokratlar, ciddi şekilde cezalandırılmalıdır. Bu cezalar sadece maddi değil, aynı zamanda kariyerlerini etkileyici nitelikte olmalıdır.
Liyakat Sistemi:
Bürokrasiye atamalar, liyakate dayalı olarak yapılmalıdır. Yöneticilik pozisyonlarına, işin gerekliliklerini karşılayan kişiler getirilmelidir.
Halkın Bilinçlenmesi:
Vatandaşlar, haklarını ve devlet kurumlarındaki işleyişi bilmelidir. Kamu hizmetleri için rüşvet ya da ekstra ödeme talep edildiğinde bu durumu bildirebileceği mekanizmalar oluşturulmalıdır.
Sonuç: Bürokrasi Temizlenmeden Türkiye Kalkınamaz
Türkiye’nin kalkınması, büyümesi ve halkın refahını artırması için bürokrasideki komisyonculuk düzenine son verilmesi şarttır. Bu sistem, yalnızca devleti zayıflatmakla kalmaz, aynı zamanda halkın güvenini yerle bir eder. Dış güçlerden veya başka bahanelerden önce, içerideki bu çürümüşlüğü temizlemek gerekiyor. Çünkü güçlü bir devletin temeli, dürüst ve adil bir bürokrasidir. Bürokratlar işlerini çıkar sağlamak için değil, halka hizmet etmek için yapmalı. Ancak o zaman gerçek bir kalkınmadan söz edebiliriz.
Strateji Uzmanı
Gazeteci Yazar
Gökalp Şentürk