Mükelleflerin kaçakçılık suçundan cezalandırılmasına yönelik özel bir usul düzenlemesi getirilmiş olup, Cumhuriyet Savcılığına yapılacak bildirimlerde bu usule uyulması gerekir.
Şayet, bu usule uyulmaz ise mükellefin cezalandırılması mümkün değildir. Bu iddianın, adli yargı dava aşamasında mutlaka ileri sürülmesi gerekmektedir.
213 sayılı VUK'un "Kaçakçılık Suçları ve Cezaları" başlıklı 359. Maddesinde "Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi, bu fıkra hükmünün uygulanmasında gizleme olarak kabul edilir. Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge ise, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgedir." Hükmü yer almıştır.
Bu hükme göre sahte belge düzenleme/kullanma kaçakçılık suçu olarak kabul edilmektedir.
Mükelleflerin kaçakçılık suçu nedeniyle ceza almamaları için adli yargı yerlerindeki savunmaları çok önemlidir. Bu savunmada, bilerek sahte fatura kullanılmadığı, alım ve satımlarının gerçek olduğu, banka yoluyla ödeme yapıldı ise buna dair tüm kanıtların sunulması gerekir.
VUK 367. Madde Düzenlemesi
Yaptıkları inceleme sırasında 359 uncu maddede yazılı suçların işlendiğini tespit eden Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla doğrudan doğruya ve vergi incelemesine yetkili olan diğer memurlar tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla vergi dairesi başkanlığı veya defterdarlık tarafından keyfiyetin Cumhuriyet başsavcılığına bildirilmesi mecburidir.
Yargı Kararındaki Ayrıntı
Konuya ilişkin Yargıtay 21. Ceza Dairesi E 2016/7676 K 2017/1507 sayılı kararında;
213 sayılı Vergi Usul Kanununun "bazı kaçakçılık suçlarının cezalandırılmasında usul" başlıklı 367. maddesinin birinci fıkrası "(Değişik fıkra: 23/07/2010-6009 S.K/13.md.) Yaptıkları inceleme sırasında 359 uncu maddede yazılı suçların işlendiğini tespit eden Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla doğrudan doğruya ve vergi incelemesine yetkili olan diğer memurlar tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla vergi dairesi başkanlığı veya defterdarlık tarafından keyfiyetin Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi mecburidir" hükmü bulunmaktadır.
Somut olay açısından; sanık hakkında 2005,2006 ve 2007 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek suçu ile ilgili olarak inceleme yapan Vergi Denetmeni ... ... tarafından düzenlenen vergi suçu raporuna istinaden, Vergi Dairesi Başkanı 09.12.2010 tarihli mütalaa ile doğrudan doğruya suç duyurusunda bulunulduğunun anlaşılması karşısında, yukarıda bahsedildiği üzere rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasının zorunlu olduğu gözetilmek suretiyle, durma kararı verilerek 213 sayılı VUK'un 367. maddesi gereğince usulüne uygun şekilde mütalaa alınıp dava şartı yerine getirtildikten sonra yargılamaya devamla hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, nedeni ile karar bozulmuştur.
Görüldüğü üzere Vergi İdaresinin Cumhuriyet Savcılığına tek başına suç duyurusunda bulunması usul açısından yeterli bulunmamaktadır. Rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasının da zorunlu olduğu Yargıtay’ca belirtilmektedir.