YENİ Parti Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda Konuştu
YENİ Parti Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Plan Bütçe Komisyonu’ndaki TBMM bütçesi görüşmelerinde bir konuşma yaparak Meclis’in itibarı üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Haber : Özgen Sarıkaya Net Medya Grup Haber Merkezi Kaynak: YENİ Parti İletişim ve Medya Başkanlığı
YENİ Parti Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır: “Bugün En Güvenilmeyen Kurumlardan Biri TBMM”
“SAYIN BAŞKAN SİZİN TEMEL GÖREVİNİZ MECLİSİN İTİBARINI KORUMAK”
YENİ Parti Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Plan Bütçe Komisyonu’ndaki TBMM bütçesi görüşmelerinde bir konuşma yaparak Meclis’in itibarı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Başarır şu ifadelerde bulundu:
“28’nci dönemin dördüncü bütçesini yapıyoruz. Gönül isterdi ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi, halkın seçtiği milletvekilleri bu bütçede bir katkı sağlayabilsin. Beştepe’den gelen bütçeyi bir parça değiştirebilsin. Ekleyebilsin. Ama maalesef ki, dokuz yıllık bütçe tecrübemde ben buna tanık olmadım. Şimdi biz bu bütçeyi yani 86 milyonun rızkını hep beraber karar vererek yapıyoruz, güya! Neye göre yapıyoruz? Sayıştay Başkanı burada, çok şey söyleyeceğim kendisine, kusuruma bakmasın, onun verdiği rapor ve tespitlere göre eleştiri yapıyoruz. Ve gelen bu dönemki önümüzdeki bütçe rakamlarına göre de bir karar veriyoruz. Maalesef ki Sayın Sayıştay Başkanı, bakın, birçok kurumu söyleyeceğim, 2020 yılında 996 bulgu gelmiş Türkiye Büyük Millet Meclisine. 2021 yılında 925, 2022 yılında 872, 2025’te 278’e düşmüş. Neden? Geliyorum, kamu idarelerinin 96’sının raporu eksik Sayın Başkan. Kullanılan kaynaklar hakkında bilgi vermeyen kamu idare sayısı 20. İlk milletvekili olduğumda bir rapor geliyordu, bir bakanlığın bırakın hediyeyi, hediye paketlerine kadar harcadığı rakamları görebiliyorduk. Sarayın yem giderlerini bile görebiliyorduk, mutfak giderlerini tek tek anlatıyordunuz, tartışıyorduk. Sizi, kurumunuzu bu hale getiren nedir Sayın Başkan? Bakın, siz yaptığınız denetimle aslında bu harcamaları yargılıyorsunuz ama sizin göreviniz sadece belediyeleri, muhalefetin sahip olduğu belediyeleri yargılayıp ayrıntılı rapor vermek değil bakanlıkların, tüm kurumların hakkında rapor vermek ama maalesef ki vermiyorsunuz ve 86 milyona karşı büyük bir kusur işliyorsunuz, en hafif itibarla bunu söylemek istiyorum, olmuyor. Biz tüm harcamaları, tüm eksiklikleri tam olarak burada görüp tartışmak zorundayız, bunu 86 milyon adına sunmak zorundasınız.
EMEKLİ, “BU MECLİS NE İŞE YARIYOR” DİYOR
Bakın, Meclisin geldiği hâle bakalım Sayın Başkanım, günlerdir emeklinin sorunları konuşuluyor; Cumhurbaşkanından iktidar partisine, bakanlara kadar bunu kabul etmiş “Bir şeyler vereceğiz.” Yahu, açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca emeklinin hakkını, durumunu, statüsünü savunmak verilecekle ya da lütufla mı olacak? “Bu Meclis ne işe yarıyor?” diyorlar, evet, millet böyle görüyor. Bakın, yüzlerce konuşma yapılmış emekliyle ilgili, kanun teklifi verilmiş, en son Yeni Parti olarak biz 2 kanun teklifi vermişiz emeklinin sorunlarıyla ilgili; bir kenara atıyoruz. O yüzden, maalesef ki Türkiye Büyük Millet Meclisi gerek Sayıştay raporlarındaki ciddiyetsizlikler gerek Meclisi en temel konularda tanımamaları itibarını yerle bir ediyor.
MECLİS BAŞKANLIĞININ EN BÜYÜK UTANÇLARINDAN BİRİ CAN ATALAY’DIR
Sayın Başkanım, sizin göreviniz sadece buradaki idari işleri yönetmek değil, sizin göreviniz sadece Başkanlık Divanının olağan işlerini kontrol etmek ya da yürütülmesini sağlamak değil; sizin temel göreviniz bu Meclisin itibarını, 600 milletvekilinin itibarını toplum nezdinde korumak ve bir yere getirmek. Bugün en güvenilmeyen kurumlardan biri maalesef ki Türkiye Büyük Millet Meclisi. Şimdi söylemek isterim, 28’inci Dönemin en can alıcı konulardan bir tanesi Can Atalay; bir milletvekili arkadaşımızın, Hatay Milletvekilinin bugün cezaevinde olması, Gezi davasından on sekiz yıl ceza aldı. Yargıtay Anayasa’nın 14’üncü maddesine göre seçilmiş bir milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kapsamı dışında olduğunu söyledi ama 25 Ekim 2023’te Anayasa Mahkemesi “Can Atalay’ın seçme, seçilme, siyasi faaliyette bulunma hakkı zedelenmiştir” şeklinde bir karar verdi. Sayın Başkanım, bakın, bu sizi de ilgilendiriyor ama bu Meclis, siz Yargıtayın hukuksuz kararını okudunuz, Anayasa Mahkemesinin kararını okuyamadınız. 28’inci Dönemin Meclis Başkanlığı Divanının en büyük utançlarından bir tanesi Can Atalay’dır. Bakın, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen bir milletvekili cezaevinde. Geçmişte Enis Berberoğlu, Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun bir pratiği, kararı olmasına rağmen yapamadınız. Aslında en önemli görevlerinizden bir tanesi buydu Sayın Başkanım.
YARGIYA DA TBMM’YE DE GÜVEN KALMADI!
Bir şey daha söylediniz, üzüldüm, dediniz ki: “Bakanlıklara, Cumhurbaşkanlığına sorulan soru önergelerine verilen cevaplarla ilgili bir noktaya geldik.” Sayın Başkan, bakın, 28’inci Dönemde 18 Eylül itibarıyla 50.276 soru önergesi verilmiş; her 100 önergeden sadece 13’üne süresinde cevap verilmiş, 54’üne süresi geçtikten sonra cevap verilmiş, her 100 önergeden 26’sı cevapsız kalmış. Ya, bu nasıl bir şey ya? Allah aşkına, eğer bu milletvekillerini, Parlamentoyu bir bakan ciddiye alıp cevap vermiyorsa, süresinde vermiyorsa ve siz bunu normal bir durum gibi burada anlatıyorsunuz burada bir sıkıntı vardır. Bakın, sizin, Meclisin süzgecinizden geçiyor; zaten bunların yüzde 7’sini Meclis gündeme almamış, uygun bulmamış “Bakana bunu soramazsın” demiş ama sizin “Sorabilirsiniz” dediğiniz önergelere ya hiç cevap verilmemiş ya süresinde verilmemiş ve bundan “Rahatsız değiliz.” Hayır, biz çok rahatsızız, millet de rahatsız. Sonra en küçük olayda millet, milletvekillerini eleştiriyor, Parlamentoyu eleştiriyor. Bakın, bugün 2 tane yargıç var aslında karşımızda. Bu ülkede en saygın kurumlardan 2’si; yargı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi, yasama organıydı. Bugün güven nerede? Sayıştay Başkanım, sizce size güveniyorlar mı, kararlarınıza güveniyorlar mı? Yargı kararlarına güveniyorlar mı? Yasamaya güveniyorlar mı? Bu ülkenin emeklisi, işçisi, ezileni “Meclis benim hakkımı savunuyor” diyebiliyor mu? Hayır.
FON REZALETİNİ ARAŞTIRAMIYORSAK NE İŞE YARIYORUZ?
Bakın, çok konuşuldu, konuşulacak; bir fon rezaleti var, yüzyılın en büyük dolandırıcılığı. Bakın, parti ayırmaksızın söylüyorum; Meclisteki milletvekillerini töhmet altında tutuyorlar. Bu Meclis bir komisyon kuramadı Sayın Başkan, bir komisyon kurup bu konuyu araştıramadı. Biz fon olayını araştıramıyorsak ne işe yarıyoruz ne işe yarıyoruz? Bakın, ben iktidar partisindeki milletvekili arkadaşlarıma da söylüyorum, Mecliste de söyledim, onların içerisinde işinde gücünde, namusuyla, ahlakıyla bu işi yapan arkadaşlarımız var, hâlâ çocuğuna 20 lira harçlık verip kahvaltısını hazırlayan milletvekilleri var. Onları töhmet altında bırakmaya kimin hakkı var? Muhalefetteki milletvekillerini töhmet altında bırakmaya kimin hakkı var? Bakın “90 milletvekili” deniliyor, biz 600 kişiyiz. Biz bunu araştırıp toplumla, kamuoyuyla paylaşamayacaksak biz ne işe yarıyoruz ya? Ben bunu sormakla mükellefim size Sayın Başkan, lütfen bunlara cevap verin.
BASIN BİZ KONUŞURKEN NİYE GİDİYOR?
Sonra, siz tarafsızsınız ya da tarafsız olmalısınız. Mesela, bu sorunları, muhalefetin söylediği konuları, Can Atalay konusundaki düşüncelerinizi, önergelere verilmeyen cevapları neden bir öz eleştiri olarak söylemediniz? Bizim de hakkımızı savunmak durumundasınız. Biz; size, dönem dönem yanınıza, makamınıza gelip milletin, bizlerin, Parlamentonun, grupların dertlerini anlattık, bunları da konuşmalısınız Sayın Başkanım. Bakın, bir basın ordusu var burada siz konuşurken -çok konuşuluyor ama yine söyleyeceğim- sizin konuşmanız bitiyor, basın çıkıyor. Ya, biz o kadar önemsiz miyiz? Sayıştay Başkanını da çekmiyor, Sayın Başkanı da çekmiyor. Ya, muhalefet konuşacak, biz konuşacağız. Niye gidiyor basın, niye gidiyor buradan basın? Ha, siz çok önemlisiniz, biz çok önemsiziz! İşte, sistemin de getirdiği en büyük saçmalık budur efendim.


